Hepimiz yaşamımız boyunca iyi kötü pek çok durumla karşılaşmaktayız. Çoğunlukla da günlerimizi her zamanki gibi ortalama diye nitelendirecek şekilde geçirmekteyiz. Ancak yaşadığımız bazı anlar vardır ki; üstünden yıllar dahi geçse o anlar, o görüntüler zihnimizde aynı tazeliğiyle kalmaktadır. Eğer bu anı sizin için güzel bir anı ise ( örneğin; çocuğunuzu ilk kucağınıza alışınız) aklınıza her geldiğinde yüzünüzü bir tebessüm kaplar.
Peki ya bu anı travmatikse? İşte o zaman bu anının zihne gelmesi kişide mutsuzluk, öfke, kaygı, korku gibi pek çok olumsuz duyguya sebep olur. Pek çok insanın zihninden bir türlü atamadığı, sanki bugün yaşanıyormuş gibi hissettiği, üzerinden yıllar geçse dahi hayatı zindan eden kötü anıları vardır. Kişi bu anılarla yaşamaya çalışsa da en güzel anları dahi zehir etmesine engel olamaz. Halbuki o günler geçmişte kalmıştır ve artık kişi başka bir zaman dilimindedir. Fakat beyin bunu bir türlü kabul etmez. Süreki o rahatsız edici anı ve düşünceler zihinde tekrar tekrar canlanır, rüyalarda belirir. Kişinin bir ayağı bugünde kalmaya direnirken diğer ayağı hep geçmiştedir. Kimi için bu travmatik anı çocukken yediği dayaktır, kimi için uğradığı taciz, kimi için geçirilen kötü bir kaza ya bir yakının ölümü olabilir. Hatta eşinin kendini aldattığını gören biri ya da sınavda eliayağına dolaşan ve boş kağıt veren öğrenci için bile bu anılar travmatiktir ve zihinde her daim canlı kalır. Bazen ise bu anılar gün yüzüne çıkmaz. Kişi bu travmaların farkında olmayabilir fakat beyin farkındadır. Bir zaman sonra bir fobi ya da bir takıntı ya da panik ataklarla kendini belli eder.
Beyin sıradan gündelik olayları farklı yere travmatik ya da önemli olayları farklı bir yere depolamaktadır. Ancak zaman içinde beynin travmatik olsun ya da olmasın bu anıları işlemesi gerekir. Bazen bunu başaramaz. Beynin anıları işleme kanalları kapanır ve bunu tam olarak gerçekleştiremez. Bu nedenle kişi o anıya takılı kalır.
Acı anıları geride bırakmak ve o anıların yarattığı rahatsızlığı yok etmek mümkündür. Psikoterapi ile çok başarılı bir şekilde ve çok kısa sürede kişiye acı veren bu yaşantılara duyarsızlaşma sağlanabilmektedir. EMDR terapisi denilen terapi yöntemi ile beynin hem sağ hem sol hemisferi sırayla uyarılarak anının işlenmesi sağlanır. Böylece kişi artık o anıyı hatırladığında rahatsız hissetmemekte hatta anıyla ilgili görüntüler silikleşmektedir. Bunun için danışanın yalnızca terapistin el hareketlerini izlemesi ya da kulaklıktan çıkan bip seslerini dinlemesi yeterlidir. Şaşırtıcı biçimde bu uyarımlar kişiyi kötü anıya karşı duyarsızlaştırmaktadır. Böylelikle artık kişi kabus görmemeye, anıyla ilgili görüntülerden rahatsız olmamaya ya da kaygılı ve korkulu hissetmemeye başlamaktadır.