Danışan terapi odasına girer ve terapist, hastayı hergün içten içe kemiren, bitmek tükenmek bilmeyen dertler ve

problemler ağına yakalanmış halde bulur. Hasta depresyon diye adlandırılan, duygudurum bozuklukları sınıfına giren problemin pençesine düşmüştür ve biz bilişsel terapistlere göre kendi kişilik özelliklerinin tuzağına yakalanmıştır (Robert Leahy, s.45).Duygu ve düşünceleri üzerindeki kontrolünü tamamiyle kaybetmiş, kişilik özelliklerinin, biyolojik yatkınlıklarının, çevresel etkenlerin ve de geçmiş deneyimlerin girdabına tutulmuştur.

Son bir umut ve başka alternatif olmaması duygusu ve düşüncesi ile terapistin kapısını çalmıştır.Bilişsel terapist ile düşünmeye başlamıştır bile. Hastalığın tedavi sonrasında da tekrarlamasını önleyecek ve hastaya yaşam boyu faydalı olacak bir tedavi meydana getirmeyi ummakta ve hastanın kendisini bu karmaşık, yıpratıcı durumdan kurtarabilmesi için bazı teknikler ve çalışmalar planlamaktadır. İzlenecek yolun adı “Bilişsel Terapidir”.

Bilişsel Terapi depresyonun kısa süreli ve yapısal tedavi yöntemi olarak tanımlanmıştır (Beck,1970). Duygu, düşünce, motivasyon, ilgi ve fiziksel durum ile ilgili semptomlar içermektedir. Depresyonun merkezinde düşünceler vardır. Depresyondaki hastanın düşünce yapısı “bilişsel üçlü” tarafından yönlendirilir; 1- Kendine yönelik olumsuz düşünceler, 2- Dünya ile ilgili olumsuz düşünceler, 3- Geleceğe dair olumsuz inanışlar bilişsel üçlüyü oluşturur. Hasta kendisine oldukça gerçekçi görünen “Olumsuz Otomatik Düşünceler” yığını içine sıkışmıştır. Bu düşünceler her gün kişinin ryh halini ve davranışlarını olumsuz yönde etkiler ve birşeylerle uğraşma motivasyonunu azaltır. Örneğin; kişi, çaba ve uğraşlarının asla sonuç vermeyeceği, her hamlesinin başarısız olacağı, yeteneksiz bir insan olduğuna dair olumsuz otomatik düşüncelere sahipse, kendisi için yararlı olabilecek birşeyler yapmak için harekete geçme motivasyonu ve isteği düşük olacaktır. Bu olumsuz otomatik düşüncelerin kaynağı kişinin erken dönemde oluşan bilinç dışı şemalarıdır. Depresyonda bu şemalar aktif hale gelir ve bu süreçte hastanın düşünme ve yırumlama biçimlerini yönetir. Şemayı kişilik özellikleri olarak da düşünebiliriz. Bilişsel terapi, hastanın kendisi, dünya ve gelecek hakkındaki, çarpıtılmış inançları ve olumsuz otomatik düşüncelerini değiştirmek için planlanmış teknikler bütünüdür.

Depresyonda en sık görülen çarpıtılmış düşünceler, çaresizlik ve umutsuzluk inançları taşır. Kişi yaşanılan olumsuzlukları, başaçıkılamaz, çözümsüz, tamamiyle negatif ve zarar verici, kalıcı ve uzun süreli olarak yorumlar. Bilişsel terapideki amaç da bu Olay – Düşünce – Depresyon döngüsünü kırmaktır. Aşağıda bilişsel terapinin kavramı olan ve depresyonun kaynaklarından en önemlisi olduğu tanımlanan bilişsel çarpıtma biçimlerinden birkaçına yer verilmiştir. Bunlar:

  1. Beyin Okuma: Kişilerin sizin hakkınızdaki düşüncelerini yeterli kanıtlar olmadığı halde olumsuz değerlendirilmesi. (Benim aciz olduğumu düşünüyorlar)
  2. Falcılık: Gelecekle ilgili olumsuz tahminlerde bulunmaktır. (Bu işte başarılı olamayacağım)
  3. Felaketleştirme: Olmuş veya olacak olan şeylerin başaçıkılamaz, dayanılamaz sonuçlar doğuracağını varsaymaktır (Beni terk ederse yaşayamam).
  4. Etiketleme: Bazı olumsuz özellikleri kendinize ya da bir başkasına yüklemek, yakıştırmaktır (ben aptalım, ben çirkinim, o yalancıdır).
  5. Olumlu şeyleri önemsizleştirme: Kendi ya da başkasının olumlu yanlarını önemsiz görme sıradanlaştırmaktır (bu zaten bir eşin yapması gereken birşeydir. Bu sınavı zaten herkes geçebilir).
  6. Olumsuz filtre: Olumsuz şeylere odaklanmak ve olumluları gözden kaçırmak (hayatımda düzgün giden hiçbirşey yok).
  7. Aşırı genelleme: Sınırlı olaylar neticesinde bir durumu herzamana ve herkese genellemek tir (her zaman başarısız seçimler yapıyorum).
  8. İki uçtan birinde düşünme: Olaylar ya da insanlarla ilgili ya hep ya hiç biçiminde düşünmektir (hiç kimse onun gibi olamaz. Herkes benden nefret ediyor. )
  9. Kişiselleştirme: Olumsuz durumları büyük olasılıkla kendine atfetmektir ( Boşanmak benim suçum ve başarısızlığımdı.)
  10. Pişmanlık yöneltme: Şuan daha iyi neler yapılabilir buna odaklanmak yerine geçmişte neyin daha iyi yapılmış olması gerektiğine odaklanmaktır (Asla evlenmemeliydim. Ona inanmamalıydım).